Uzun zamandır kitap yorumu yazamıyorum. Aslında kitap okumayı bırakmış ya da ara vermiş değilim, her zaman dediğim gibi kitap okumak ve dizi izlemek için her zaman vakit ayırırım ama okuduğum kitapları fotoğraflamaya vakit ayıramadım. Bu yüzden de burada yazmaya ara vermiştim.
Ta ki bugüne kadar. Biriken kitap yorumlarımı son okuduğum kitaptan başlayarak eritmeyi planlıyorum.
Son okuduğum kitabın ismi: Bülbülü Öldürmek
Yazarı: Harper Lee
Kitap çok satanlar listesinde sürekli karşıma çıkıyor, klasikler arasında sayılıyordu. İndirime girdiğinde sepetime eklemiştim.
Bu kitap neden bahsediyor derseniz; ana fikri 60'lı yıllar Amerikası'nda Maycomb kasabasındaki beyaz ve zenci ayrımcılığını gözler önüne sermekti. Tabii bir kasabadan yola çıkarak bu ırk ayrımcılığının tamamı işlenmişti.
Bunu yaparken yazar, 6-7 yaşlarındaki Scout'u anlatıcı olarak seçmiş ve olayları bize farkındalıkları olan bu küçük kızın gözünden aktarmış.
Hikayenin ortasına kadar sır perdeleri sımsıkı kapalıydı ve acaba bu kitap ne zaman sadede gelecek, bize ne anlatmak istiyor gibi düşünceler içine girdim. Hatta sıkıldım ve acaba yarım mı bıraksam dedim. Ama bu kadar ses getiren, filmi çekilen bir kitabın ana fikrini, bize ne anlatmak istediğini merak ederek zor da olsa devam ettim.
Kitap benim için 3 kısımdan oluşuyordu.
Scoot'un çocukluk maceralarını anlatan birinci kısım: Sıkıcı.
Olayların gelişmeye başladığı ikinci kısım: Biraz daha akıcı ama hala zor okunan bir hikaye.
Ve kitabı iyi ki okumuşum dedirten son kısım: Demek yazar bunu demek istiyordu hissi.
Vay be! dediğim bu kısımda olaylar çözüldü ve konu heyecan dolu oldu.
Kitabı tavsiye eder miyim sorusuna gelince, gerçek bir kitap kurdu değilseniz kitabı sevmez muhtemelen yarıda bırakırsınız. Çünkü yazar sadede gelirken yolu uzatmış.
Ama gerçekten kitap okumayı seviyor, mesajı olan ve ağır ilerleyen kitaplar gözünüzü korkutmuyorsa sizde çok iz bırakacak bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Özellikle "Sabah olunca her şey hep daha iyi olur" diyen Atticus yani baba karakteri size iyi ebeveyn olmak adına şahane bir örnek sergiliyor ve ondan çok şey öğreniyorsunuz.
Meraklılarına not: Büyüyüp kasabaya dönen Scout'un ağzından kitabın devamı yayınlanacakmış.
okur yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okur yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Ocak 2016 Perşembe
20 Kasım 2015 Cuma
Bir İlkbahar Macerası Milly Johnson Okur Yorumu
Evlilik bir kadında nasıl yıkımlara yol açabilirdi? Hem de aslında fark etmediği yıkımlar. Sorun çıkmaması adına susmak, mutlu olduğunu zan ederek yaşamak artık Lou’nun yeni bir kişilik özelliği olmuştu. Kendisini aldattığı halde affettiği kocası Phil, kendisini yetersiz hissetmesi için elinden geleni yapıyordu.
Hâlbuki genç kızken, hani henüz evlenmediği “o güzel yıllarda” en yakın arkadaşı Deb ile bir kafe açmanın hayallerini kuran cesur ve idealist bir kadındı.
Sonra Lou’nun eline bir dergi geçti. Dergide ilkbahar temizliğine başlayıp fazlalıklarından kurtulmasına dair bir yazı vardı. İşte o yazı onun hayatını değiştirecekti. Önce evde atmaya kıyamadığı, belki lazım olur diye sakladığı ama hiçbir gün lazım olmamış olan tüm fazlalıkları atmaya başladı. Bu iş ise onun Tom ile de tanışmasına sebep oldu. Sonra mı? Sonrasını öğrenmek için sizi kitabı okumaya davet ediyorum.
Sonbaharla tezat oluşturan kitabımın ismi: Bir İlkbahar Macerası
Yazarı: Milly Johnson
Kitabı epey sevdim biliyor musunuz? Uzun zamandır rafta beklettiğim için çok pişmanım. Kitabı elime alıyor bir türlü ısınamıyordum.
Hikâye dolu, dolu ve kaliteli. Öyle çerezlik içi boş, oku unut kitaplardan değil. Lou’nun evlilik hayatında düştüğü yanlışlar siz de derin etkiler bırakıyor. Bir yandan da eğlenceli ve akıcı bir dili var.
Tek kusuru ise sadede gelirken yaşanan süreç biraz uzatılmış ve artık sonuca bağla diye yazara içinizden sitem ettiriyor.
Hâlbuki genç kızken, hani henüz evlenmediği “o güzel yıllarda” en yakın arkadaşı Deb ile bir kafe açmanın hayallerini kuran cesur ve idealist bir kadındı.
Sonra Lou’nun eline bir dergi geçti. Dergide ilkbahar temizliğine başlayıp fazlalıklarından kurtulmasına dair bir yazı vardı. İşte o yazı onun hayatını değiştirecekti. Önce evde atmaya kıyamadığı, belki lazım olur diye sakladığı ama hiçbir gün lazım olmamış olan tüm fazlalıkları atmaya başladı. Bu iş ise onun Tom ile de tanışmasına sebep oldu. Sonra mı? Sonrasını öğrenmek için sizi kitabı okumaya davet ediyorum.
Sonbaharla tezat oluşturan kitabımın ismi: Bir İlkbahar Macerası
Yazarı: Milly Johnson
Kitabı epey sevdim biliyor musunuz? Uzun zamandır rafta beklettiğim için çok pişmanım. Kitabı elime alıyor bir türlü ısınamıyordum.
Hikâye dolu, dolu ve kaliteli. Öyle çerezlik içi boş, oku unut kitaplardan değil. Lou’nun evlilik hayatında düştüğü yanlışlar siz de derin etkiler bırakıyor. Bir yandan da eğlenceli ve akıcı bir dili var.
Tek kusuru ise sadede gelirken yaşanan süreç biraz uzatılmış ve artık sonuca bağla diye yazara içinizden sitem ettiriyor.
4 Kasım 2015 Çarşamba
İstanbulcunun Sandığı İskender Pala Okur Yorumu
Geçen haftalarda İstanbul’a gittiğimden bahsetmiştim. Aslında zaten kısa bir tatil olacağı için yanıma kitap alma niyetinde değildim. Sonra düşündüm, uçakta geçireceğim zaman, İstanbul trafiğindeki bekleme paylarını da hesaba kattığımda neden kitap almadım diye üzülürüm, dedim. Yanıma tatilin mana ve önemine uygun olarak İstanbulcunun Sandığı kitabını aldım.
İyi ki de almışım, çünkü yolculuk süresi dâhilinde kitabı bitirdim.
Kitap İskender Pala’nın İstanbul ile ilgili denemelerinden oluşuyor. Çok güzel anekdotlar var. Osmanlı’daki İstanbul hakkında bilgiler veriyor. Birçok semt hakkında şahane şeyler öğreniyorsunuz.
İstanbul’u turlarken bu kitabı okumanın en güzel yanı okuduklarımı gördüklerimle birleştirip beynime kolayca yerleşmesini sağlamak oldu. Mesela; Kadıköy denmişti buraya, çünkü İstanbul’un ilk kadısı burada oturmuştu, dedim.
Galata Köprüsü’nden geçerken Galata’nın köpekleri hikâyesi aklıma geldi. Osmanlı şairlerinin, en çok da Baki’nin haliç güzellemelerini düşündüm Eyüp’e doğru giderken.
Sadabad diye tam olarak neresi kastediliyormuş, sonunda öğrendim.
Uzun lafın kısası benim için şahane bir kitaptı. Kitabın büyük bir kısmı ders kitabı gibi hafızamda yer etti.
Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız mutlaka alın, okuyun.
İstanbul’da yaşamıyorsanız da hemen alın, İstanbul’a bir seyahat ayarlayıp kitabı da çantanıza atın.
Not: İstanbulcu ne demek merak ediyorsanız; sadece Osmanlı zamanında kullanılan bir tabir olduğunu söyleyebilirim. Daha ayrıntılı bilgi almak için kitabı okumalısınız.
İyi ki de almışım, çünkü yolculuk süresi dâhilinde kitabı bitirdim.
Kitap İskender Pala’nın İstanbul ile ilgili denemelerinden oluşuyor. Çok güzel anekdotlar var. Osmanlı’daki İstanbul hakkında bilgiler veriyor. Birçok semt hakkında şahane şeyler öğreniyorsunuz.
İstanbul’u turlarken bu kitabı okumanın en güzel yanı okuduklarımı gördüklerimle birleştirip beynime kolayca yerleşmesini sağlamak oldu. Mesela; Kadıköy denmişti buraya, çünkü İstanbul’un ilk kadısı burada oturmuştu, dedim.
Galata Köprüsü’nden geçerken Galata’nın köpekleri hikâyesi aklıma geldi. Osmanlı şairlerinin, en çok da Baki’nin haliç güzellemelerini düşündüm Eyüp’e doğru giderken.
Sadabad diye tam olarak neresi kastediliyormuş, sonunda öğrendim.
Uzun lafın kısası benim için şahane bir kitaptı. Kitabın büyük bir kısmı ders kitabı gibi hafızamda yer etti.
Eğer İstanbul’da yaşıyorsanız mutlaka alın, okuyun.
İstanbul’da yaşamıyorsanız da hemen alın, İstanbul’a bir seyahat ayarlayıp kitabı da çantanıza atın.
Not: İstanbulcu ne demek merak ediyorsanız; sadece Osmanlı zamanında kullanılan bir tabir olduğunu söyleyebilirim. Daha ayrıntılı bilgi almak için kitabı okumalısınız.
Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım
13 Ekim 2015 Salı
Bir Erkek Hakkında Nick Hornby Okur Yorumu
Kitabın adı Bir Erkek Hakkında ama içeriğine en uygun isim Bir Erkek Ve Bir Erkek Çocuğu Hakkında olurdu.
Will 36 yaşındadır. Bekâr, çocuksuz ve işsizdir. -İşsiz ama zengin bir adam- Babasının yıllar evvel yazdığı Noel şarkısı milli marş kadar meşhur olmuş ve bundan elde ettiği telif ücretleri ile çalışmaya ihtiyacı olmadan hayatını devam ettirmektedir. Sürekliliği olmayan ilişkileri sevmekte, birine bağlanmaktan korkmaktadır. Bağlanma korkusu olan bu adam gözünü boşanmış çocuklu kadınlara dikmiştir çünkü bu kadınların evlilik beklentisi yoktur.
Will bu amacı uğruna dul ve çocuklu kadınların peşinde koşarken Marcus ile karşılaşır. Will ne kadar sorumluluk almadan yaşamaya alışkın tembel bir adamsa, Marcus ise onun aksine yaşından büyük sorumluluklar altına giren 12 yaşında bir (adam)dır. Ve birbirlerinden öğrenecekleri çok şeyleri vardır.
Kitap karşılıklı bölümlerden oluşuyor. Bir bölümde yazar Macus tarafından konuşurken bir diğer bölümde Will tarafından olay döngüsünü bizlere sunuyor.
Kitabı çok sevdim. Akıcı bir dili ve farklı bir hikâyesi var. Ve en önemlisi sizi bir çocuğun dünyasına kolaylıkla girdirebilen satırlara sahip.
Özellikle son kısmının çok güzel bağlandığını düşündüğüm bu kitabı aklınızın bir köşesine yazmanızı tavsiye ederim.
Will 36 yaşındadır. Bekâr, çocuksuz ve işsizdir. -İşsiz ama zengin bir adam- Babasının yıllar evvel yazdığı Noel şarkısı milli marş kadar meşhur olmuş ve bundan elde ettiği telif ücretleri ile çalışmaya ihtiyacı olmadan hayatını devam ettirmektedir. Sürekliliği olmayan ilişkileri sevmekte, birine bağlanmaktan korkmaktadır. Bağlanma korkusu olan bu adam gözünü boşanmış çocuklu kadınlara dikmiştir çünkü bu kadınların evlilik beklentisi yoktur.
Will bu amacı uğruna dul ve çocuklu kadınların peşinde koşarken Marcus ile karşılaşır. Will ne kadar sorumluluk almadan yaşamaya alışkın tembel bir adamsa, Marcus ise onun aksine yaşından büyük sorumluluklar altına giren 12 yaşında bir (adam)dır. Ve birbirlerinden öğrenecekleri çok şeyleri vardır.
Kitap karşılıklı bölümlerden oluşuyor. Bir bölümde yazar Macus tarafından konuşurken bir diğer bölümde Will tarafından olay döngüsünü bizlere sunuyor.
Kitabı çok sevdim. Akıcı bir dili ve farklı bir hikâyesi var. Ve en önemlisi sizi bir çocuğun dünyasına kolaylıkla girdirebilen satırlara sahip.
Özellikle son kısmının çok güzel bağlandığını düşündüğüm bu kitabı aklınızın bir köşesine yazmanızı tavsiye ederim.
Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
