Google

mimlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mimlerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2015 Çarşamba

Geç olsun, Güç Olmasın!

1. Blogger denilince aklınıza gelen 3 şey nedir?
Kendisi sayesinde tanıdığım onlarca sanal ama şahane insan,
Bir gün bir gazete ya da dergiden teklif alırım belki hayali.
Nasıl yaşlandığımın yazılı kanıtı.

2. Kişisel bloglar mı yoksa gezi, güzellik, moda bloglarını mı tercih ediyorsunuz?
Vaktim olsa hepsini okumayı seviyorum.

3. Blogger olmanızda etkili 3 şey nedir?
Ah 6 yıl önce ne düşünüyordum da blog açtım artık unuttum bile.

4. Örnek aldığınız bloggerlar var mı?
Yok.

5. Şu anki mesleğiniz ne ya da ne seçeceksiniz?
İşsizlik meslekten sayılıyor mu? 

Bu mimi yollayan LuNa & Yepp 'e teşekkür ediyorum. 

Filmlerin klişe sahnelerinden birindeyiz;
Kapıyı yarılıyorsunuz, yoğun bir ışık huzmesi gözlerinizi kamaştırıyor ve başka bir dünyaya geçiş yapıyorsunuz.
Kapı ateşin bulunduğu çağa doğru açılıyor. Ben kapıdan geçmek için tereddüt ediyorum ve beraberime, yanında kendimi rahat hissedeceğimi düşündüğüm Narsist Prensesi alıyorum.
Ateşle oynayan birini görüyoruz, kendisi ateşi bulan kişiymiş. Beraberce ona ateşle oynamaması gerektiğini anlatıyoruz. Ama aynı dili konuşmadığımız için anlaşamıyoruz. Biz de Narsist Prenses ile koyu bir sohbete dalıyoruz, biz konuşurken kapı ortadan kayboluyor, dönüş yolunu bulamıyoruz. Yontma Taş Devrinde sıkışıp kalıyoruz ama yanımda Narsist Prenses olduğu için bunu dert etmiyorum. Çünkü konuşacak çok şeyimiz var..



Yoon Eun Hye’yi (Profil Resmim) gerçek hayatta görsen ne yapardın?
Kalbim gümbürderdi. Sonra yanına giderdim. Kendisine cildi için ne kullandığını, estetiği olup olmadığını sorardım. Sonra cildine yaklaşıp acaba kendimi görebiliyor muyum diye bir deneme yapardım. Ona, bana bir eşyasını hatıra olarak verip veremeyeceğini sorar, bu yaşta içimden fangirl çıkmasını sağladığı için kendisini tebrik ederdim. Din değiştirmeyi düşünüp düşünmediğini, eğer isterse ona İslam dinini anlatabileceğimi söylerdim. Bir selfie çekinirdik sonra. Ve muhtemelen aslında o kadar da harika bir kadın olmadığını anlar yoluma devam ederdim.

Bu mimi yollayan Supercell Ve Narsist Prenses'e teşekkür ediyorum.

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım

9 Ağustos 2015 Pazar

Akrostiş Şiir Yazabiliyorum

1)Odanızda veya evinizde unuttuğunuz bir nesne bulun. Bu nesne ile bir anınız var mı?
Bu evde fazla eşyam yok, unutacak bir şeyim olamaz hepsi elimin altında ama Ankara'daki evde neler vardır kim bilir. Bir kutum var, anı kutusu diye. İçinde tamamının değeri çöpe eş değer olan ıvır zıvır var. Şimdi o kutuyu karıştırasım geldi ama mümkün değil tabii.

2)Aklınıza gelen soğuk bir espriyi yazın.Eğer aklınıza gelmiyorsa  2-3 kelime saçmalayın.:D
Sonra... Soğan doğra...
Bu espriyi 1912 yılına ait Kıbrıs'ta neşredilen bir mizah gazetesinde dün okudum.

3)Yine aklınıza gelen bir kişi veya bir nesnenin adıyla akrostiş bir şiir yazın ama yazdığınız akrostiş o az ya da çok o şey veya kişiyle  ilgili olsun.

T atilsizlik vurdu başıma
A şk olsun dedim babama
T atile çıkarmadığın kızına
İ  çin için yanma boşuna
L azım olur ayırt biletleri yarına


4)Seni kim mimlediyse şimdi onun blogunu -sitesini- açıyorsun ve onun bu soruya verdiği cevaptan ilginç bir kelime seçiyorsun . Ve döngünün devam etmesi için yine ilginç uzun ve saçma bir cümle kuruyorsun . Lütfen ben bir kuş gördüm .Yada bizim evde oyuncak ayı var gibi cümleler olmasın olabildiğince uzun ve saçma cümleler olsun . Hadi saçmalama potansiyeliniz görelim.

Liang  küçük kaplumbağaya binmiş Şeyma'ya el sallıyor yeni bulduğu manitası ile sonsuzluğa giderken Şeyma'ya hiç mi hiç üzülmüyordu çünkü Şeyma onu çoktan başka oppalarla aldatmıştı. Bunu görmezden gelemezdi. Artık Liang çıkmış muradına biz varalım kerevetine. Gökten tüm elmalar ise Nabrut'un başına.

Bu paragraftaki en ilginç kısım -bence- benim Liang'ın kim olduğunu bilmemem.

Mimi gönderen Şeyma'ya kocaman teşekkürler.

Ben küçükken; diye başlayan bir yazı yazacaktım. Bu da bir mimdi ve Ekmek Kırıntısı bana yollamıştı. Haftalardır düşünüyorum bir türlü bu konu üzerine bir şey yazamadım. Onu da buradan dile getirerek Ekmek Kırıntısına da kocaman teşekkürler yolluyorum.

Not: Başlık tamamen tarizden ibaret.