Google

8 Ocak 2016 Cuma

Pinocchio Dizisi Yorum Replikleri

Pinocchio dizisini izleyip izlememe konusunda tereddütlerim vardı.



Neden tereddüt ettiğimi sorarsanız;
bir tarfa mutlaka izle çok güzel bir dizi,
bir taraf ise sakın izleme vakit kaybı diyordu.

En sonunda izleyip hangi tarafta yer aldığımı öğrenmek istedim.
Dizinin konusu ve oyuncuları hakkında bilgiyi şuradan alabilirsiniz.

Dizi hakkında söyleyeceklerim;



  • İlk bölümleri severek izledim. Gerçek hayatta da sevgili olan Park Shin Hye ve Lee Jong-Suk çok iyi bir ikili olmuşlardı.
  • Pinokyo hastalığı fikri güzeldi. 
  • Ama dizinin aşk hikayesinin ardında işlenen hikaye örgüsü hikayenin işlenişi çok yavaş ve sıkıcıydı. Tür olarak Healer ile çok benziyordu, aynı helaer gibi iki tarafın ailesinin acı bir olayda birleşmesi ve olayların gazetecelik ekseninde gelişmesi birebir örtüşüyordu ama Healer çok heyecan verici iken bu dizi ancak sizi videoyu sarmaya zorluyordu. taba benziyordu.
  • Sanki hikayesi güzel ama satırları akmak bilmeyen bir kitaba benziyordu.
  • 8. bölüme kadar severek izlesem de sonrasında 14. bölüme kadar ancak dayandım ve diziyi yarım bıraktım. Hiç huyum değildir, kötü olsa bile sonuna kadar izlerim ama dizinin sonunda merak ettiğim beni izlemeye itekleyen hiç bir şey yoktu.
  • Sonuç olarak ben diziyi sevmeyen ama sevenlere de saygı duyan taraftayım. Birde şunu merak ediyorum, Pinocchio'yu izleyip sevenler Healer'a da izlediler mi? Bence aynı türdeki iki diziden Healer açık ara öndeydi.

İzlediğim yere kadar repliklerini hazırladım. 

Yasal Uyarı: Buradan sonrası yüksek dozda spoiler içerir.
Devamı »

7 Ocak 2016 Perşembe

Evdeki Misafirimiz Kim?

Evde bir misafirimiz var. Elini ayağını kullanamadığı için onu bir yerden diğer bir yere biz taşımak zorundayız. Kendi kendine yemek yiyemiyor, biz yedirmek zorundayız. Konuşup ihtiyaçlarını anlatamıyor. Ne istediğini anlamaya çalışıyoruz, bazen başarılı olamıyoruz. 

İşte o zaman da ağlamaya başlıyor. 

Uyuduğunda ses etmememiz gerekiyor. Evde hayalet gibi dolaşıyoruz. Kızıp çığlıklar atsa hiç üzülmüyoruz, hemen etrafında pervane olup ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyoruz. 

Fazla uyursa özlüyorum, artık uyansa diye saate bakıyorum. Dün ağladı ve ben de onunla ağladım. Ağlaması benim en zayıf noktam. Kollarım kopana kadar onu gezdirebilirim. Öperek bitseydi, çoktan erimiş, bitmişti. Öpmenin yetmediği noktada ısırarak tadına bakmak istiyorum ama daha 7 kilo olduğu için kıyamıyorum. Eti ağzımı bile doldurmuyor.



Gülücükler saçtığında içim bir tuhaf oluyor. Salyasını sağıma soluma bulaştırıyor, üzerim mis gibi bebek kokuyor. Üzerime kokusu öylesine siniyor ki evden çıktığımda kendini unutturmuyor, arada buram buram kokusu burnuma geliyor. Dışarı çıkınca koşarak eve dönmek istiyorum.

Hala de, hala, hala diye tekrar ediyorum, şimdiye kadar ilk sözcükleri hala olan bir bebek görülmese de inanmak başarmanın yarısıdır diye kendime gaz veriyorum. Babasına kızdığımda; tüküy babaya diye direktif veriyorum gaz çıkararak bana karşılık veriyor.

5. ayı bitmek üzere olan bu ufaklığa aşığım. 


Hala Sultan Bildirdi.

http://kurtlarvadisi2o23.blogspot.com

6 Ocak 2016 Çarşamba

Dolce Gabbana'nın Şahane Tesettür Koleksiyonu

Dolce&Gabbana orta-doğu piyasası için abaya ve baş örtüsündan oluşan bir koleksiyon hazırladı. 
Bir başka deyişle gay çiftimiz Dolce ve Gabbana tesettüre de el attı. Hatta Gabbana Instagram hesabında orta-doğunun kendisini büyülediğini söyledi. 



Zengin Arap kadınlarından kazanacakları milyonları düşününce büyülenmemesi mümkün değil tabii. Bu koleksiyon orta-doğu için hazırlanmış olsa da 2015 yılında muhafazakar giyime harcadığı bütçe ile orta-doğuyu geçen Türkiye'de de satılmalı diye düşünüyorum. Orta-doğu ile yetinmeyerek biraz da bizi kazıklayabilirler. 



Çünkü kendi adıma koleksiyona bakarken ağzımın sularının aktığını söylemeliyim. Bayıldım.


Gerçi koleksiyon Ekim ayında satışa sunulacak. O zamana kadar bizim çok özgün (!) şahane hot couture butiklerimizin şimdiden bunları taklit etmeye başlayacağını tahmin ediyorum.


Zaten Dolce&Gabbana markasının çakmasının el attığı ürün yelpazesinin orijinalini aştığını düşünürsek çok beklenmedik bir durum değil.


Şimdilerde tesettür adı altında satılan belden oturan pardösüleri, diz üzerinde biten tunikleri düşündüğümüzde bu koleksiyonu tesettür açısından da hoş bulmamak elde değil. 

695 dolar ile 7 bin dolar arasında değişen fiyatları ile bu koleksiyon hakkında sizin düşüncelerinizi neler?

4 Ocak 2016 Pazartesi

Dikkat öldürebilirim!

Evde hayvan besleme faaliyetlerinin sonucunda hüsrana uğramayan olduğunu sanmıyorum. 

Abimle benim hayvan beslemek için çıktığımız yolların sonu her zaman hayvan telef etmekle sonuçlandı.

İlk önce bir Japon balığını sahiplendik. Kendisini annemden habersiz aldığımız için turşu bidonunda beslemek zorunda kaldık. Japon balıkları en dayanıklı, en çok yaşayan balık cinsi olduğu için kendisine bir süit bile ayarlayamadığımız halde bidondan bozma gecekondusunda sessiz sedasız bize sıkıntı olmadan yaşayıp gidiyordu, ta ki biz onu haşlama yapana kadar. Bir gün suyunu değiştirelim dedik, su sıcaklığını biraz abarttığımızı balık mevta olduğunda fark ettik. Allah affetsin. 

Üzüntümüzden dolayı annem bir süit (fanus) ve yeni bir balık aldı. Sonra hızımızı alamadık, küçük bir akvaryum edindik. Taşları, su ısıtıcısı, su temizleyicisi, derecesi, çeşit çeşit balıklar derken küçük akvaryumumuza da sığamadık. Kocaman bir akvaryum aldık. Işıklı janjanlı akvaryumumuzun sonunu merak ediyor musunuz?

Bir tatil sonrası eve geldiğimizde Japon balıklarından birinin ağzında kuyruk gördük ve birçok lepistesimizi de akvaryum içinde göremedik. Cinayete tahammülümüz yoktu, balık sevdamızın sonu böyle oldu. Sonra annem akvaryumu balkona çıkarıp içine toprak doldurdu ve saksı yaptı.



Ben zaten iletişime geçemediğim hayvanları sevmem. İletişime geçebildiklerimi seviyor muyum bunu da muhabbet kuşu maceramız ile anlatayım.

Muhabbet kuşu besleyelim gibi bir düşünce içinde değildik ta ki evimizin terasına, ayağımıza gelene kadar.

Artık mavi bir kuşumuz olmuştu, abim kafesin kapağını açınca ben çıldırasıya bağırarak bana konmasın diye oradan oraya kaçıyordum. Sabah çok öterse üzerine örtü örtüyordum. Anladığınız üzere aramızdan su sızmıyordu. Abim üniversite için evden ayrılınca kendisini isteyen birine gözyaşları içinde teslim ettim. Cani değilim, sadece korkuyorum.

Yıllar sonra hayvanlara daha sempati beslediğimde ve korkmamaya başladığımda yine bir sarı kuş girdi odama. Manyak bir şeydi. Sabah namazını kaçıracak olsam kafesinin içinde çırpınıyor ötüyor, bitap düşüyordu. Zuzu ile aramız çok güzeldi, ama sonra belki de benim yanımdaki görevi sona ererek, bilinmeze doğru uçtu. Kaçırdım.

Evde civciv beslemekle alakalı bende travma yaratan anımı şurada anlatmıştım, hatırlarsınız.

En son abim bir köpek aldı. Golden cinsini bilirsiniz, acayip insan canlısıydı, şekerlikten ölecekti. Onunla birlikteliğimiz de kısa sürdü. Annem ya o ya ben diyerek köpeğimizi sürgüne yolladı. Sonunda fabrika da yılan ısırmış ve öldü.

Şimdilerde biliyorsunuz kedi almak istiyorum ama onu da üzerine basarak falan öldürürsem diye korkmuyor değilim. Ya da fotoğraftaki gibi güçlü uzun ömürlü bir hayvan beslemeliyim ne dersiniz? :) 

Belki sizin hayvan beslemekle ilgili başarı hikayeleriniz vardır, bana da anlatırsınız...

2 Ocak 2016 Cumartesi

One more happy ending konusu ve oyuncuları

Beni heyecanlandıran dizi haberlerinden birini paylaşacağım.
Dizinin adı: One more happy ending


One more happy ending konusu: 

Dizi evlenenlerin, tekrar evlenmek isteyenlerin ve boşananların hikâyelerini anlatmaktadır.
Jang Na-Ra, You Da-In, Yo In Na, Seo In-Young yıllar önce Angels isimli bir idol grubunun üyeleriydiler. Grup dağıldıktan sonra arkadaşlıklarını devam ettirdiler. 
Jang na ra şimdilerde bir yeniden evlenmek isteyenlere hizmet veren bir danışmanlık şirketini işletmektedir.
Devamı »

1 Ocak 2016 Cuma

Kore Dizi Klişeleri Yağmurlu Sahneler

Böylesine önemli bir klişeyi yazmayı neden bu kadar ertelediğimi merak ediyorum.
Bir dizinin olmazsa olmazı yağmur sahnelerinden bahsediyorum.
Ve işin ironik kısmı; aslında Kore'nin bizim sandığımız ya da dizilerde bize sunulan kadar çok yağmur alan bir ikliminin olmaması.
Yağan yağmurun doğal olmadığını zaten o kadar şiddetli yağmur altında çekim yapmanın imkanı olmadığını, tüm çekim ekipmanlarının bozulacağını, sadece çekimin ana karakterlerinin değil, çekim arkasındaki koca ekibin de sırılsıklam olup çalışmasının mümkün olamayacağını söylememe gerek yok sanırım.
Zaten benim gibi bts meraklısı iseniz bir çok kez bu organik olmayan yağmur yağdırma hadisesine şahit olmuşsunuzdur.

Peki dizilerde neden bu kadar çok yağmur sahnesi kullanıyor diye sorarsanız; cevabı sizin de tahmin ettiğiniz gibi romantik sahneler oluşturabilmek.

Ben yağmurdan ölesiye korkan çiselese şemsiye açan biri olarak yağmur altında romantizm yaşayamam ama izlemesini sevdiğim tartışma götürmez bir gerçek. :)

Bu yağmur sahnelerini iki başlık altında inceleyeceğiz:
Birincisinde yağmura karşı şemsiye açılırken diğerinde ceket açılıyor. :)
Devamı »