Google

21 Şubat 2016 Pazar

Görücü Usulü Gerçek Evlilik Hikayeleri

Henüz okumadıysanız görücü usulü hakkında bir yazı dizisine başladım. 

Birinci kısmını buradan ikinci kısmını ise şuradan okuyabilirsiniz. 
Bugün yazılara biraz ara verip sizden gelen gerçek görücü usulü hikayelerden birini paylaşacağım. 

Hikaye Yan Gel Yat Üniversitesi bloğunun şahane sahibesinin anne ve babasına ait. Sizin hikayelerinizi de dinlemek isterim dediğimde hikayesi ilk yollayan kişiydi. Çok teşekkür ediyorum.
Araya kendi yorumlarımı kattığım hikaye şöyle;

Annemle babam aynı köydenmiş ama babam İstanbul'da yaşıyormuş. 
Köye gittiklerinde annemin üvey abisi dedeme gelin kardeşimi isteyin, demiş. 

Bana gelen hikayelerde ve benim duyduğum bir çok hikayede buna rastladım: Evde üveylik varsa veya eve gelin gelmiş ve görümceyi artık evde istemiyorsa gelin bizim kızı alın vakıası sıkça yaşanıyor.

O zamana kadar ne annem babamı ne de babam annemi görmüş. İstemeye gittikleri akşam elektrikler yokmuş ve mum ışığında istemişler. Babam anlatırken dalga geçer, "tülbendini gözlerinin üstüne çekmiş, zaten elektrik yok, mum ışığında yüzünü bile göremedim" der.


Annem evlenmek istemiyormuş, abisinin zoruyla olmuş, o akşam da ağlamaktan gözleri şişmiş, tülbent o yüzden öyle gözlerinin üstündeymiş.

Elektriğin kesilmesi de işine gelmiş. Ama evlendikten sonra hiç pişman olmamış, çok sıkıntı çekmelerine rağmen, yine dünyaya gelsem yine aynı adamla evlenirim der. :)

Benim annem babamın evlilik macerası da böyle. :)

Bu son cümle görücü usulü evlilik yapan bir çok çiftin ortak fikridir. Benim annem de hiç evlenmek istemeden başladığı bu evcilik oyunun anlatırken en sonunda öyle der; bir daha dünyaya gelsem yine bu adamla evlenirim.

Hikaye beni çok etkiledi. Yüzünü bile görmediği bir kadınla evlenen adam, evlenmek istemediği için yüzü gözü şişen bir genç kız ama yıllar süren "iyikilerle" dolu bir hayat...
Şimdi bu hikayelerden sonra bizler bir yerde hata yapıyoruz ama nerede onu düşünüp duruyorum.

20 Şubat 2016 Cumartesi

Kore Film Önerileri

Film önerileri diye bir başlık yaptım ama film yorumları daha doğru bir tabir olur.

'C'est Si Bon' 



Konusu 60'lı yıllarda üniversite gençlerinin bir müzik grubu kurmaları aralarından birisinin ise tam çıkış yapacakları sırada ayrılması konusu üzerine şekilleniyor. Tabi hikayenin odağında tüm üyelerin aşık olduğu bir kadın var. Kang hana Neul başta olmak üzere sağlam bir oyuncu kadrosu olmasına rağmen filmin zaman kaybı olduğunu, sıkıldığımı, sonunun ise ayrı bir felaket olduğunu söylemem gerekir. Ama dönem filmlerini sevenler belki filmi de severler, bilemiyorum. 

Film ise ismini aslında hepimizin kulak aşinalığı olduğu şu şarkıdan alıyor.


Ode to my father


Bu film hakkında epey övgü okumuş, konusuna bile bakmadan indirmiştim. Kore; Güney Kore ve Kuzey Kor olarak  ikiye ayrılınca Kuzey'den kaçıp gelen bir ailenin hikayesini izlediğimiz film aslında bize çok tanıdık bir hikaye. Bulgaristan, Yunanistan vb. mübadele dönemlerinde en yakınlarını bile geride bırakmak zorunda kalan bir çok Türk'ün hikayesi ile benzerlik gösteriyor. Hatta çok benzer bir hikayeyi izlemiş gibiyim ama çıkartamadım.
Bu açılardan film genel hatları ile güzel olsa da önceden izlemişim gibi bir his verdiği ve hikaye biraz yavaş ilerlediği için yine gönül rahatlığı ile izleyin diyemeyeceğim.


Twenty



Bu filmin uzun zaman çevirisini beklememin sebebi bir çok kimse gibi Woo Bin idi. 
Woo Bin'in yanında yine Heirs'ten rol arkadaşı Kang Hana Neul vardı ki kadrosu şahaneydi. 



Ama sadece kadrosu. Amerikan film serisi Pasta'ya benzetilmeye çalışılmış bir gençlik filmi olan Twenty hayal kırıklığından öteye geçemiyor. Bel altı esprilerin bolca geçtiği filmde güldüğümü de söyleyemem. Bu da yetmezmiş gibi Woo Bin'in karakteri öylesine ipsiz sapsız ki neredeyse kendisinden soğudum. 


ipsiz sapsız derken replik meramımı daha iyi anlatıyor sanırım :)

Woo Bin'e rağmen izlenilmemesi gereken filmlerden olduğunu düşünüyorum.

Ben size gönül rahatlığı ile bir film öneremedim ama ne izlemeyeceğini bilmemek de önemli diye düşünüyor ve sizden son çevirilen filmlerden öneriler bekliyorum.

Facebook Kore Dizileri Sayfamı takip etmek için: https://www.facebook.com/koredizifilmreplikleri1

Blog'umda yazdığım tüm dizi ve filmleri alfabetik olarak sıraladım.
Dizi listesine Buradan film listesine ise Şuradan ulaşabilirsiniz.

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım

19 Şubat 2016 Cuma

Kore Abur Cuburlarının Lezzetleri

Güney Kore yiyecekleri hakkında daha öncede konuşmuştuk.
Hemen her dizide sık sık geçen yemek sahneleri, şapırdatmalı yemek fasıllarının gecenin bir köründe dizi izlerken yaptığı etkiyi de tartışmıştık.
Şurada Kore yemek tarifleri vermiş, şurada ise size tavuk ayağı yemenin sebep ve hikmetlerinden bahsetmiştim. 

O kadar iştahlı yemek yiyorlar ki, tavuk ayağı haricinde her şeyi canım çekiyor, hatta Fated of love you dizisinde kızımız kurutulmuş balık gözünü leblebi gibi fırt fırt ağzına atıyordu, onu bile canım çekmişti. Şimdi yazarken düşündüm de izlediğim sırada çok aç falan olmalıymışım.

Bunlar haricinde ben kokoreç severim, içinizden benim gibi kokoreç sevenler olduğu gibi kokoreç deyince bile ıyy diye midesi kalkanlar da vardır eminim. Zira hayvanın bağırsağını yiyoruz, bağırsağın içinden ne geçtiğini bilmem söylememe gerek var mı? Haha!

Aynı bizdeki kokoreç gibi Koreli insanların hepsi de o tavuk ayağını ayıla bayıla yemiyor. Bir çok dizide yiyemeyen kişilere de şahit olduk nitekim.

En son Madam Antoine dizisinde geçen replik de duygularımıza tercüman olan cinstendi.



Kore yemekleri bahsi açılmışken en son izlediğim videodan da bahsetmek istiyorum.
Dizilerde sıklıkla gördüğümüz, acaba tadı neye benziyor diye merak ettiğimiz, hatta tadını bile bilmeden ağzımızı sulandıran o abur cuburlardan bazılarını Oha diyorum ekibi tatmışlar ve tatları hakkında fikirlerinden bahsetmişler.
Henüz izlemediyseniz, izleyip, dizi izlerken de zaten tadı güzel değil diye kendinizi teskin edebilirsiniz.


Facebook Kore Dizileri Sayfamı takip etmek için: https://www.facebook.com/koredizifilmreplikleri1

Blog'umda yazdığım tüm dizi ve filmleri alfabetik olarak sıraladım.
Buradan hepsine ulaşabilirsiniz.

Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım

18 Şubat 2016 Perşembe

Görücü Usulü Evlilik Nedir? 2

Görücü usulü ile alakalı yazı dizimin ilk kısmını şuradan okuyabilirsiniz. 

İkinci kısım yani günümüzdeki görücü “usulüne” gelirsek;

Artık usuller değişti. Ya da şöyle söyleyeyim; okumuş ve İslami evlilik yapmak isteyen belirli bir kesimin… Ayyy bunu genelleyemeyeceğim çünkü okumuş muhafazakâr kesimin de kendi arasında görücü usulü evlilikten anladıkları başka başka şekiller var.

O yüzden genelleme yapmadan kendi kültür çevremizdeki işleyişi anlatayım.

Bizim görücü usulü anlayışımız şöyledir;

Bir cengâver der ki, falancanın kızı var, ne dersiniz?

Es vereyim; aracı kişiyi bilerek cengâver diye nitelendirdim zira bu gibi işlerde aracı gerçekten çok "arada" kalır, iki tarafı kırmadan dökmeden işi usulünce yapabilmek adına bir cengâver gibi savaştığı gibi zaten aracı olmayı göze almak da başlı başına bir cengâverliktir. Çünkü elçiye zeval olmaz darb-ı meseli (atasözü) iş evlendirme mevzusu olunca pek ciddiye alınmaz ve aracı kişi çoğu zaman incinir ve yıpranır. 

Bu esnada kızımızın sosyal medyadan fotoğrafı bulunabilirse çok iyi olur, maça bir sıfır önde başlanır. Ama benim gibi nemrutsanız ve hiçbir hesabınızda fotoğraf bulundurmuyorsanız karşı taraf gol yemiş olur ve bu çok eğlencelidir. Yani ben bunu seviyorum. 

Yazar gerçekten bunu seviyor muydu yoksa;
İhtimal 1: Çok çirkindi, olası taliplerinin önünü kesmek istemiyordu.
İhtimal 2: Yazar kendini setredip gizlemeyi seviyor, yabancı erkeklerin, ulaşabilen herkesin kendisine bakması fikrinden rahatsız oluyor, dini tercihleri ise muahafazakar bir genç kızın kendisi sakınması gerektiğini düşünüyordu.
İhtimal 3: Kesin çok çirkindi. 



Ailesinin ve kızın genel özellikleri akıllarına yattıysa erkek tarafı aracıyla haber yollar, gidelim kızı ve ailesini görelim isterler.
Bu teklif üzere kızın ailesi de bahsi geçen aile ve oğulları hakkında tahkikat yapar ve uygun görürlerse bu talebi kabul ederler. Eğer uygun görmezlerse evimize bile zahmet etmeyin diye kibarca geri çevirirler.  

Burada da es vereyim; bizde aa bu evin kızı varmış diye yolgeçen hanıymışçasına görücü gelmez, kabul etmeyiz. Ha görücü olduğunu asla belli etmeden misafirliğe gelenler konusunda ailem bir yaptırım :) uygulayamıyor. Birde zaten kararımız olumsuz olduğu halde olsun, biz yine de bir gelelim diye ısrar edenler var ki, aracı da kıramayacağımız biriyse mecburen onları da buyur ederiz. Hatta şurada size böyle sinir bozucu bir durumların birinden bahsetmiştim.

Bu gibi durumlarda hem karşı tarafı rencide etmemek adına hem de hemen hemen aynı çevrenin insanı olmak ve tekrar görüşülme, karşılaşılma imkânı çok olduğu için kıza söylememek tercih edilir. Bence çok erdemli bir davranıştır. 

Çünkü yanlışlıkla duyduğun görücü vakıalarının ertesinde mevzu bahis kişi evlenebilir, hatta en yakın arkadaşınla bile evlenebilir ve rahatsız edici durumlar oluşur. En iyisi bilmemektir. –yaşanmıştır-

İkinci aşamaya geçildiyse; yani erkek tarafına onay verildiyse eve buyur edilir. Ama bu esnada aile oğullarını getirmez. Pasta ile gelinen bu aşamanın amacı kayınvalide adayının kızı görmesi ve ailelerin daha yakından tanışmasıdır.

Bu aşamadan sonra aileler birbirini beğendiyse tahkikat genişletilir ve erkek tarafı da görücü usulünün “görme” kısmını talep etmek adına kızın ailesi ile telefonlaşır. Bu telefon trafiğini aracı olan kişi de yürütebilir.

Aman Allah’ım! Bu prosedürler yaşarken normaldi de şimdi yazarken şöyle bir baktım da mecliste görüşülen yeni anayasa tasarısı kadar çetin bir süreçmiş. İyi ki erkek değilim. Hahah!

Neyse efendim; eğer kızın ailesi erkek tarafını ve oğulları hakkındaki tahkikatın sonucunu beğendiyse görücü usulü randevu için gün, saat ve yer ayarlanır. 

Yakanıza karanfil takarak gidersiniz.

Yok canım, o süreçte fotoğraf falan istenir ya da olay mahallinde iki tarafı da tanıyan biri olur, stres yapmayın, karanfile gerek yok. :)

Sonra işte o sıkıcı konuşma faslı, eğer etkileşim olursa telefon alınıp verilme, sonrasında birkaç defa daha görüşülüp yüz yüze konuşma, gibi kişiden kişiye farklılık gösteren bir süreç başlar. Birkaç ay da sürebilen bu süreç ailelerin bilgisi dâhilinde devam eder. Sonu olumlu ya da olumsuz sonuçlanabilir.

Kimi zaman, lan bu muymuş herkesin öve öve göklere çıkardığı diye içinizden geçirirsiniz,

Kimi zaman adam şahane her şey tamam ama ben neden elenktirik alamadım diye asla cevabını bulamadığınız sorularla baş başa kalabilirsiniz. Tabi bu problemin bir de mahalleli teyze bu sefer neyini beğenmedin gül gibi oğlanın diye baskı yapacak stresi vardır ki karın ağrısı bile yapar.

Sonraki süreci soruyorsanız ben henüz o level'a atlayamadım lakin duyup bildiklerim sonraki süreçte söz falan yapıyorlar. :P

Sözün kısası bizim için görücü usulünün aslını ailelerin onayı oluşturur. 

Bugün bir görücü usulü sürecinde yaşananlardan bahsettim. 

Bir sonraki yazılarımda görücü usulünün dini boyutu, günümüzdeki diğer görücü usulleri, insanların görücü usulü deyince anladıkları gibi birçok konudan bahsedeceğim.

Bir önceki yazımda sizin görücü usulü anılarınız varsa e-mail adresime yollar mısınız, yayınlayalım demiştim.
Çok güzel mailler geldi, çok teşekkür ediyorum. Henüz yollamadıysanız sizin anılarınızı da okumak ve burada paylaşmak isterim. Adres: nabrutvebiz@gmail.com

16 Şubat 2016 Salı

Görücü Usulü Evlilik Nedir? 1

Bir önceki yazımda muhafazakâr genç kızların yeni trendi hakkında bir şeyler yazacağımdan bahsetmiştim. Lakin o konuya girmeden önce bir giriş yazısı yazıp size görücü usulü ne demek ondan bahsetmem gerekiyor.

Zihninizde görücü usulünün ne demek olduğunu biliyoruz herhalde, gibi bir düşünce hâsıl olduysa derim ki; 

“Siz görücü usulünü bir de benden dinleyin.”

Benim anne ile babam da görücü usulü ile evlenmişler. Zaten onların gençliğinin denk geldiği zaman diliminde görücü usulü –muhafazakâr olsun ya da olmasın- daha yaygın bir evlenme şekli olarak görülüyor.  70’li yılların sonuna doğru evlenen anne ve babam gibi birçok ebeveynin de evlenme hikâyesi görücü usulüne dayanıyor. İstisnalar yok mu, var elbet ama kaidemizi bozmadan görücü usulünü anlatamaya devam ediyorum.



Anne ile babamın görücü usulü evlilik hikâyesi muadilleri ile benzerlik gösteriyor. Annem, damat adayı sıfatı ile babamın da içlerinde olduğu “yüksek görücü usulü heyetine” birkaç kez çay veriyor, sadece çay verme fasıllarındaki girip çıkma süreci içinde annemi gören babam;

-İşte bu benim hayatımın kadını, o la lala, deyip hemen evlenmeye karar veriyor.

Yani yok tabi muhtemelen o la la dememiştir. O kısmı ben uydurdum. 

Ama "yüksek görücü heyeti başkanına" şöyle diyor;
- Bir de sesini duysaydım.

Aracı başkan amca ise babama;
- İstersen birde türkü söylesin, diye mukabelede bulunmuş. Espirik amca.

Zavallı babam o romantik günlerden "bir hoş geldin bile demedi ki sesini duyayım," diyerek bahsediyor. Annemin ise koca görücü heyeti ve dahi babasının yanında elin adamına cilvenaz tarafını gösterecek hali yok ya! 

Görücü usulünün son derce katı kuralları olduğu o günlerde, evlilik "deli" cesaretiyken istatistikler o zamanlarda acayip "deli" bir nüfusun var olduğunu gösteriyor.

Babam sesini bile  duymadığı bu güzel hatunla kaderin itelemesi, meleklerin ettiği romantik dualar eşliğinde bol atraksiyonlu, çoğunluğu mutlu, inmeli çıkmalı ama güzel bir evliliğe adım atıyor.

Onlar ermiş muradına….

O devirde "görücü usulü" evliliğin usulleri böyle.

Günümüze gelirsek; ya da oraya gelmeden....


Aslında bu görücü usulü bir parçada anlatılamayacak kadar uzun olduğundan bir kaç gün sürecek bir yazı dizisi halinde yayınlayacağım.

Bu kısımda ben hazır annemlerin evliliklerini anlatmışken sizden de görücü usulü ile ilgili ne anılar çıkacak çok merak ediyorum. Önce anıları dinleyelim, eskiden günümüze doğru gelelim.

Not: Hatta nabrutvebiz@gmail.com adresine kendi görücü usulü hikayelerinizi yazsanız, ben yazamam ki diyenlerin yazılarını da ben editlesem yayınlasak...

10 Şubat 2016 Çarşamba

Züğürt Tesellisinin Geldiği Son Nokta

Evde kalmış kız bloğu olarak 14 Şubat güzellemesi yapmak en birinci vazifem olması gerekirken Kubat’ın 14 Kubat kutlu olsun şarkısından sonra bunun üzerine diyecek sözüm kalmayarak susuyordum.


 Günlerden 14 Şubat
Aşk böcükleri her yerde
Tam bi' görmemiş stayla
Face'te millet hep ilişkide
Güllere 100 TL verince
Anladım bu gün bir işkence
Lahmacun bile kalp şeklinde
Bu neyin kafası böyle
Süslü püslü laflardan kurtulmak istiyorum
Bütün peluş ayıları, yok etmek istiyorum
O kalpli balonları, patlatmak istiyorum
Bugüne on dört kubat, denilsin istiyorum
Süslü püslü laflardan kurtulmak istiyoruz
Bütün peluş ayıları, yok etmek istiyoruz
O kalpli balonları, patlatmak istiyoruz
Bugüne on dört kubat, denilsin istiyoruz.

Ben suskunluğumu korurken, birçok sevgili ve koca eskitmiş hatta bir de oğlu olmasına rağmen tipinden evde kalmış kızlık akan sevgili Yıldız Tilbe ablamızdan yeni bir 14 Şubat güzellemesi geldi. Genç Turkcell'in her sene sevgilisi olmayan kesimi hunharca teselli etmesine bayılırken, bu seneki Yıldız Tilbe seçiminin çok isabetli olduğunu düşünüyorum. 


Artık 14 Şubat sevgililer günü olmaktan çıkıp sevgilisi olmayanları teselli etme günü olmaya doğru hızla yol alıyor. 

Objektif olarak fikrimi soracak olursanız; bu konuyu yarın muhafazakar kızların son moda istekleri hakkındaki yazımda geniş geniş anlatacağım.