Dizinin adı: Come Back Mister
27 Şubat 2016 Cumartesi
Come Back Mister Konusu ve Oyuncuları
Rain yeni bir dizi ile sahalara döndü. Hayranları merakla bu diziyi bekliyordu.
Dizinin adı: Come Back Mister
Dizinin adı: Come Back Mister
Marriage Contract Konusu ve Oyuncuları
Uee'ye karşı nötrüm lakin başroldeki erkek oyuncu ilgimi çektiği için bu diziden bahsetmeden geçmek istemedim.
Dizinin adı: Marriage Contract
Dizinin adı: Marriage Contract
Marriage Contract Konusu:
Devamı »26 Şubat 2016 Cuma
Kore Dizilerindeki "Gerçek" Mekanlar
Benim için bir dizide mekan, giysiler, saç ve makyaj ve hatta teknolojik aletler gibi detaylar çok önemlidir.
Bir diziyi sırf kaliteli mekan, giysi seçimi gibi faktörlerden dolayı izleyip sevebileceğim gibi, tam aksi bir durumda diziyi izleyemediğim de vakidir.
Şöyle ki; giysileri yüzünden tarihi dizileri sevmiyorum mesela.
Çünkü artık yaş kemale erip romantik komediler o kadar heyecan vermeyince mekanlar, giysiler, saç makyaj ve dahi oyuncular benim o diziyi izlemem için sebep oluşturuyor. Sırf hikaye beni diziye bağlamıyor, sıkılıyorum ve böyle benim göz zevkime hitap edecek unsurlar arıyorum.
Detayları da seviyorum biliyorsunuz. İşte dizilerde takip ettiğim detaylardan birisi de esas kızın odası seçilen mekanlar.
Odalara karşı farkındalığım ilk olarak kendi odamı dekore etmeye başladığım sırada başladı.
Sonrasında ise bu odalara bu kadar özenilmesi, en küçük detayların bile düşünülmesini görmemle devam etti.
The time we were not in love dizisinde Ha ji Won'un canlandırdığı karakterin odası benim için en unutulmaz mekanlardan biriydi. Hatta bir dekorasyon dergisinin kapağından fırlamış gibiydi. Bu odanın bir de arka tarafı vardı ki hem banyosu hem de çalışma masasının olduğu bu kısımdaki dantelli kum torbası wish list'imde! :)
Devamı »
Bir diziyi sırf kaliteli mekan, giysi seçimi gibi faktörlerden dolayı izleyip sevebileceğim gibi, tam aksi bir durumda diziyi izleyemediğim de vakidir.
Şöyle ki; giysileri yüzünden tarihi dizileri sevmiyorum mesela.
Çünkü artık yaş kemale erip romantik komediler o kadar heyecan vermeyince mekanlar, giysiler, saç makyaj ve dahi oyuncular benim o diziyi izlemem için sebep oluşturuyor. Sırf hikaye beni diziye bağlamıyor, sıkılıyorum ve böyle benim göz zevkime hitap edecek unsurlar arıyorum.
Detayları da seviyorum biliyorsunuz. İşte dizilerde takip ettiğim detaylardan birisi de esas kızın odası seçilen mekanlar.
Odalara karşı farkındalığım ilk olarak kendi odamı dekore etmeye başladığım sırada başladı.
Sonrasında ise bu odalara bu kadar özenilmesi, en küçük detayların bile düşünülmesini görmemle devam etti.
The time we were not in love dizisinde Ha ji Won'un canlandırdığı karakterin odası benim için en unutulmaz mekanlardan biriydi. Hatta bir dekorasyon dergisinin kapağından fırlamış gibiydi. Bu odanın bir de arka tarafı vardı ki hem banyosu hem de çalışma masasının olduğu bu kısımdaki dantelli kum torbası wish list'imde! :)
Devamı »
25 Şubat 2016 Perşembe
24 Şubat 2016 Çarşamba
Görücü Usulü Evlilik Hakkında Bilinmeyenler
Yazı Dizisi 4. Kısım
Görücü usulü evliliklerden bahsediyoruz ama belki de ilk başta bahsetmem gereken bir husus bugüne kaldı.
"Görücü usulünü kimler tercih eder?"
Görücü usulü denilince birçok kimsenin aklına bundan 50-60 yıl önce uygulanan usuller geliyor.
Ve bu birçok kimseye göre görücü usulü demek;
Görücü usulü evlilik dini tercih olarak flört etmeyen, bunun yanı sıra ailelerde küfüv arayan gençlerin yine dini hassasiyetleri yüzünden tercih ettiği bir evlilik şeklidir. Böyle olduğu halde hala bazı kesimlerce bu dini tercih yani görücü ile evlenme usulü küçümseniyor ve çağdışı olduğu iddia ediliyor. Bu usulü küçümseyen kesimin modern ve “çağ-daş” algısı benim yaşayışım ve hatta giyinişim ile de ters düştüğü için ne dedikleri ile hiç ilgilenmiyorum. O yüzden onlara göre çağdışı olan bu evlilik yöntemini, çağlar önce 610 yılında tebliğ olunmaya başlayan ama değişikliğe uğramadan tüm zamanlara hitap eden dinimin bir vecibesi olarak görüyorum.
Hatta bazıları da var ki, görücü usulü evlilik yaptığı söylemekten utanıyor, hatta evlendikten sonra bunu söylememek adına kendince bir tanışma hikâyesi peyda ediyor. Böyle birçok kimseye de rastladım. Onları bunu yapmaya itenin yukarıda bahsettiğim kişilerin sizden illa bir flört mazisi bekliyor olması. Eğer omurgalı bir duruşunuz yoksa dini seçiminizden utanır hale gelip böyle senaryolar üretmeniz kaçınılmaz hale gelebiliyor.
Kaldı ki; çok değil yakın tarihimizde de tesettür çağ dışı görülüp tesettürlü kadınlar toplum tarafından dışlanmış, insanlar dinini yaşamaktan utanır hale gelmişti. Dini sorumluluklarımızın aşağılanıp hor görülmesi çok sık karşımıza çıkan bir durum olduğu için görücü usulü hakkında da böyle düşünceler içinde olunmasına şaşırmıyorum. Burada bize düşen bilinçli Müslümanlar olmak.
Kaldı ki; tüm dünyada kör randevu adı ile yayılmaya başlayan görücü usulü evlilik çok yakın zamanda “moda” haline de gelecek.
Neden mi?
Çünkü geldiğimiz şu zamanda insanlar birbirine güvenini tamamen kaybetti ve iş, evlilik kurumuna gelince görücü usulünün esasını oluşturan aile garantisi gibi bir dayanak elzem bir hale geldi.
Köylerde kasabalarda hala aile zoruyla ve örfi bir mecburiyet olarak yürütülen görücü usulü de devam etmekte olabilir. Ama bir üst tabakada artık böyle bir şeyin söz konusu olmadığı apaçık ortadadır. Dinimizde de kızın rızası esas olduğu ve kız evet demeden dini nikâh gerçekleşemeyeceği için bu tür zorla yapılan evliliklerin de dinimiz ile asla bağdaştırılmaması gerekir.
Son olarak demek istediğim şu ki; özellikle doğuda ve dahi köylerde uygulanan "zorla evlendirme" ile dinimizin koyduğu usullerle yapılan "görücü usulü" evliliğin sadece isimleri aynı olup keyfiyetleri tamamen farklı olduğu unutulmamalı, iki usulün sınırları keskin çizgilerle çizilmeli ve bu iki farklı uygulamayı karıştırarak görücü usulü evlilik tü kaka yapılmaktan vazgeçilmelidir.
Yazı dizisinin
1. kısmı için buraya;
2. kısmı için buraya;
3. kısmı için buraya bakabilirsiniz.
Görücü usulü evliliklerden bahsediyoruz ama belki de ilk başta bahsetmem gereken bir husus bugüne kaldı.
"Görücü usulünü kimler tercih eder?"
Görücü usulü denilince birçok kimsenin aklına bundan 50-60 yıl önce uygulanan usuller geliyor.
Ve bu birçok kimseye göre görücü usulü demek;
Ailenin bulduğu bir kızla/erkekle yine onların mecbur tutmasıyla evlenmek,
Kızı/oğlanı neredeyse düğün gününe kadar görmemek,
Aile baskı kurduğu için seçilen bir evlenme yöntemi,
Köylerde devam eden metropollerde ise cahil kesimin tercih ettiği küçümsenen bir evlenme şeklidir.Küçümsenen diyorum ama keşke şu anda yeterli gelecek doğru kelimeyi bulabilseydim. Siz boşluklarımı doldurup eksiklerimi tamamlayın lütfen. Ama benimde şurada anlattığım gibi günümüzde görücü usulü evliliklerin zannedilenlerle uzaktan yakından bir alakası yok.
Görücü usulü evlilik dini tercih olarak flört etmeyen, bunun yanı sıra ailelerde küfüv arayan gençlerin yine dini hassasiyetleri yüzünden tercih ettiği bir evlilik şeklidir. Böyle olduğu halde hala bazı kesimlerce bu dini tercih yani görücü ile evlenme usulü küçümseniyor ve çağdışı olduğu iddia ediliyor. Bu usulü küçümseyen kesimin modern ve “çağ-daş” algısı benim yaşayışım ve hatta giyinişim ile de ters düştüğü için ne dedikleri ile hiç ilgilenmiyorum. O yüzden onlara göre çağdışı olan bu evlilik yöntemini, çağlar önce 610 yılında tebliğ olunmaya başlayan ama değişikliğe uğramadan tüm zamanlara hitap eden dinimin bir vecibesi olarak görüyorum.
Hatta bazıları da var ki, görücü usulü evlilik yaptığı söylemekten utanıyor, hatta evlendikten sonra bunu söylememek adına kendince bir tanışma hikâyesi peyda ediyor. Böyle birçok kimseye de rastladım. Onları bunu yapmaya itenin yukarıda bahsettiğim kişilerin sizden illa bir flört mazisi bekliyor olması. Eğer omurgalı bir duruşunuz yoksa dini seçiminizden utanır hale gelip böyle senaryolar üretmeniz kaçınılmaz hale gelebiliyor.
Kaldı ki; çok değil yakın tarihimizde de tesettür çağ dışı görülüp tesettürlü kadınlar toplum tarafından dışlanmış, insanlar dinini yaşamaktan utanır hale gelmişti. Dini sorumluluklarımızın aşağılanıp hor görülmesi çok sık karşımıza çıkan bir durum olduğu için görücü usulü hakkında da böyle düşünceler içinde olunmasına şaşırmıyorum. Burada bize düşen bilinçli Müslümanlar olmak.
Kaldı ki; tüm dünyada kör randevu adı ile yayılmaya başlayan görücü usulü evlilik çok yakın zamanda “moda” haline de gelecek.
Neden mi?
Çünkü geldiğimiz şu zamanda insanlar birbirine güvenini tamamen kaybetti ve iş, evlilik kurumuna gelince görücü usulünün esasını oluşturan aile garantisi gibi bir dayanak elzem bir hale geldi.
Köylerde kasabalarda hala aile zoruyla ve örfi bir mecburiyet olarak yürütülen görücü usulü de devam etmekte olabilir. Ama bir üst tabakada artık böyle bir şeyin söz konusu olmadığı apaçık ortadadır. Dinimizde de kızın rızası esas olduğu ve kız evet demeden dini nikâh gerçekleşemeyeceği için bu tür zorla yapılan evliliklerin de dinimiz ile asla bağdaştırılmaması gerekir.
Son olarak demek istediğim şu ki; özellikle doğuda ve dahi köylerde uygulanan "zorla evlendirme" ile dinimizin koyduğu usullerle yapılan "görücü usulü" evliliğin sadece isimleri aynı olup keyfiyetleri tamamen farklı olduğu unutulmamalı, iki usulün sınırları keskin çizgilerle çizilmeli ve bu iki farklı uygulamayı karıştırarak görücü usulü evlilik tü kaka yapılmaktan vazgeçilmelidir.
Yazı dizisinin
1. kısmı için buraya;
2. kısmı için buraya;
3. kısmı için buraya bakabilirsiniz.
22 Şubat 2016 Pazartesi
Trendeki Kız Okur Yorumu
Geçenlerde Ntv’deki edebiyat programında 2015’in en çok satan kitaplarından birinin Trendeki Kız olduğundan bahsedildi.
Bende kitabı daha önce edinmeye çalışmış ama şuradaki yazımda anlattığım olayın sonrasına bir türlü almak da nasip olmamıştı.
Bir iki hafta önce okul kütüphanesinde görünce “sonunda benimsin” diyerek vezneye gittim.
Kitabın türü gerilim diye lanse edilse de çok gerildiğiniz bir konusu yok, kitabı merak uyandırıcı diye tanımlamak daha doğru olur.
İşe trenle gidip gelen ve bu yolculukları esnasına tren camından insanların evini gözetleyen Rachel’ın bir gün bu takip ettiği evlerde yaşanan bir cinayete kısmen tanıklık etmesi üzerine başlayan bir hikaye.
Devamı »
Bende kitabı daha önce edinmeye çalışmış ama şuradaki yazımda anlattığım olayın sonrasına bir türlü almak da nasip olmamıştı.
Bir iki hafta önce okul kütüphanesinde görünce “sonunda benimsin” diyerek vezneye gittim.
Kitabın türü gerilim diye lanse edilse de çok gerildiğiniz bir konusu yok, kitabı merak uyandırıcı diye tanımlamak daha doğru olur.
İşe trenle gidip gelen ve bu yolculukları esnasına tren camından insanların evini gözetleyen Rachel’ın bir gün bu takip ettiği evlerde yaşanan bir cinayete kısmen tanıklık etmesi üzerine başlayan bir hikaye.
Devamı »
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


