Google

Görücü Usulü Evlilik Hakkında Bilinmeyenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Görücü Usulü Evlilik Hakkında Bilinmeyenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2016 Salı

Gerçek Evlilik Hikayeleri 4

O kadar güzel evlilik hikâyeleri geliyor ki, bu yazı dizisi bitmeyecek gibi görünüyor. Sizlerden devam etmem konusundaki teşviklerden güç alarak bu hafta da çok sevdiğim blog sayesinde edindiğim bir arkadaşım -okuyucu olmanın ötesinde- Habibe Kavak'ın anne ve babasının evlilik hikâyesini yayınlıyorum.

Annesinin ilk görüşte babasına karşı hissettiklerini söylerken kullandığı söze bayıldım. Benim için hikâyenin can alıcı kısmı da annesinin hissettikleri.

Bu arada kendi ya da anne babasının hikayesini bizimle paylaşmak isterseniz nabrutvebiz@gmail.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.

Ben susuyorum, sizi hikâyeyle baş başa bırakıyorum.

Görücü usulünden söz açılmışken bende anne ve babamınkini anlatayım. Annem ve babam kuzenler yani annem halasına gelin gelmiş. 

Babam İstanbul’da annemde o zaman Diyarbakır'da yaşıyor. Dedem babaannemi ve babamı alıp Diyarbakır'a annemi istemeye gidiyorlar. 

İşin ilginç yani babamın bundan haberi yok. :) Neyse geliyorlar annemi istiyorlar, ve iş istemekle kalmıyor kızı, annemi veriyorlar da. Ama annem hala olanlardan habersiz. 

Bir gün anneannemin komşusu geliyor, oğluna annemi istiyor. Anneannem de ben kızımı verdim, yakında da nişan yapacağız, diyor. Annem şok tabii! ( ben olsam kıyametleri kopartırdım da) annem bir şey dememiş.



Burada bir es verip ben araya girmek istiyorum. Kızcağızın fikrini sormamışlar hadi tamam da bari haber verselermiş. :)

2 yıllık nişanlılıktan sonra annem İstanbul’a gelin gidiyor. Başta iki tarafta çok zorlanıyor. Çünkü ikisi o kadar ayrı karakterlere sahipler ki, hala nasıl anlaşıyorlar şaşırıyorum. Annem babamı ilk gördüğü ani anlatırken görür görmez çarpıldım diyor ;) ve hala annem babama çok fena âşık. Babam mı? Ben bütün dünyayı dolaşsam annen gibisini bulamam der. :) Ama annemin aşkı çok farklı bence. 

Babam anlatır; nişanlıyken gittim evlerine, kapıyı çaldım, annen bi’ içeri buyurmadı diye sitem eder. :-)  Şimdi ben nişanlansam demek ki damat adayını eve çağırabilirim. Buradan bunu çıkardım. benasdfghjkk. Neyse lafı çok uzattım. Şimdi benim önümde böyle bir örnek varken görüşmelere gidip hiçbir şey hissetmeyince evet demek içimden gelmiyor.

Ahh anne ahh! Başımı yaktın resmen @_@

Not: Sağ üst köşede bir anket hazırladım. Zaman ayırıp cevaplarsanız çok mutlu olurum. (2 şık birden işaretleyebilirsiniz)

Yazı dizimdeki diğer yazılar:

Görücü usulü evlilik nedir?

Görücü usulü evlilik "Usulü"

Görücü usulü evlilik hakkında bilinmeyenler

Evlilik Hikayeleri 1, 2, 3, 4

3 Nisan 2016 Pazar

Evlilik Hikayeleri 4-Bu Hikaye Bir Başka Güzel!

Görücü usulü evlilik yazı dizime kendi yazdığım bir konu ile devam edeceğim. Ama ondan önce sizden gelen gerçek hikayeleri paylaşmaya devam ediyorum. 

Bu seferki hikaye acayip ilginç. Ve Hikayenin sahibi Öznur Sağlık öylesine güzel kaleme almış ki; Bayıldım.
Mutlaka okuyun diyor, çok uzatmadan sözü sahibine bırakıyorum.


34 yıllık evliler annemle babam. Aynı zamanda dayı hala çocukları. Bizim sülalede akraba evliliğini başlatan babamdır. Hala dalga geçerim senin yüzünden kimlerin hayatı etkilendi diye :)

Babamla annem kuzen oldukları için bebekliklerinden beri tanışıyorlar. Annem babamı bir dost bir abi gibi görürken babam anneme deli gibi aşık. Böyle uzaktan uzaktan izleyen romantiklerdendir babam. Neyse babam artık 18 yaşına gelince diyor alıcam ben bu kızı ve açıyor konuyu dedeme. (Rahmetli dedem de çok severmiş annemi hastalandığında bile en çok annemi istemişti yanına.) Dedem bakıyor çocuğu kara sevdaya tutulmuş. E zaten kızı gibi seviyor annemi. Zaten akrabayız aileler de anlaşıyor, diyorlar açalım biz konuyu da isteyelim kızı. Görücüye geliyoruz demiyorlar da oturmaya diye  gidiyorlar annemlere. Dedem usul usul açıyor konuyu bizim oğlan sevmiş sizin kızı diye. Başta annemin babası çok sinirleniyor. Olmaz öyle şey diyor onlar kardeş, gönderiyor bunları. 



E babam bu başlıyor yine ısrara bi kere daha gidiyorlar. Bu sefer annemin babası da bakıyor bunlar vazgeçmeyecek ben bunlara blöf yapayım diyor. 'Siz kendi kızınızı (halamı) benim oğluma (dayıma) verirseniz bende kızımı size veririm'
Bizimkiler dönüyorlar eve kara kara düşünerek. Babam hala ısrar kıyamet, dedem yine kafasında hesaplar yapıyor 'kızımı tanımadığım birine vereceğime onlara vereyim aileler de anlaşıyor hem oğlum sevdiğine kavuşsun' diyor. Ertesi gün hoop yine gidiyorlar kabul ettik diyorlar. Annemin babası şok tabi. Yaptığı blöf elinde patlıyor. E sözünden de dönemez. Mecbur veriyor kızı.

Buraya kadar olan hiçbir şeyden annemin haberi yokmuş. Anneme söz takılan gece söylemişler 'seni verdik birazdan sözün takılacak' diye. İlk çok şaşırmıştım bu duruma ama vakti zamanında öyle imiş demekki. Annemle babam evlendikten bir sene sonra da halamla dayımı evlendiriyorlar.

Neyse gelelim hikayenin sonuna. Babam ilk gün ne kadar aşıksa hala o kadar aşık anneme. Öyle ki bazen kendimi evde yeni evlilerin evinde fazlalık yapan biri gibi hissediyorum :)

Dipnot : Halamla dayım da babamın aşkına kurbam gitseler de çok şükür ki mutlu bir evlilikleri var.

Yazı dizimdeki diğer yazılar:

Görücü usulü evlilik nedir?

Görücü usulü evlilik "Usulü"

Görücü usulü evlilik hakkında bilinmeyenler


Evlilik hikayeleri 1

Evlilik Hikayeleri 2

Evlilik Hikayeleri 3

28 Mart 2016 Pazartesi

Evlilik Hikayeleri-2

Yazı dizim üzerine bana gelen evlilik hikayelerini yayınlamaya devam ediyorum.
Bu seferki görücü usulü vakıası modern zamanın unsurları ile karışmış ortaya eğlenceli bir anı çıkmış.

Bu hikayeden ne öğrendim:


Mrl anlatıyor:

Annemle babamın babaları şimdiki zaman tabiriyle kanka imişler vaktinde. Dostlukları da babamın babası vefat edene kadar devam etmiş. Dedemin iki oğlu olup kızı olmadığı için anneme çok özenirmiş ve sen benim gelinim olacaksın büyüyünce, saçlarını ben tarayıp öreceğim dermiş.
Annem gelmiş 26 yaşına. 7 defa istemeye gitmişler ama dedem vermemiş. Sebebi ise şöyleymiş:

Dostlukları bozulmasın.


En son babaannemin 8. gidişte şalterler atıyor tabi, ya bu kız gelinim olacak ya da ben bu oğlanı böyle bekâr kurutacağım. Benim adım da Zehra’ysa ben bu kızı alacağım, 80 defa da gelsem alacağım, deyince dedem dayanamamış vermiş annemi.
Nişandan sonra babam jest olsun diye 70’lerde ki en kuvvetli teknoloji olan Photoshop'un nimetlerinle artistlik yapmaya kalkmış. Annemden istediği vesikalık fotoğrafını kendi vesikalığıyla orman kartpostalının üzerine monte ettirmiş. Resim hala durur evde yalnız kafalar var sadece malum vesikalık fotoğraf. Anneme hediye etmiş. Annem bir heves kız kardeşine gösterince olanlar olmuş. Teyzem kıskançlığından alıp kartpostalı anneanneme götürmüş ve "bak kızın daha ilk günden nişanlısıyla ormana gitmiş, sen beni daha arkadaşıma yollamıyorsun" demiş. Anneannem kaptığı gibi oklavayı annemi temiz bir dövmüş tabi o gazla. Kadıncağız ne anlar Photoshop'tan. Babaannem geliniyle alışverişe çıkmak istediğinde annemin hasta olduğunu öğrenince almış benim teknoloji düşkünü babamı yanına hayde anneannemlere geçmiş olsun’a. Anneannem gelir gelmez babacığımın da üstüne yürümüş ırz düşmanı diye annemi de dudak patlak yüz mor görünce işin aslı çıkmış ortaya. Babam durumu açıklayınca teyzem kayıplara karışmış bu sefer. 2. Günün sonunda kendisini halasının evinin çatı katında saklanırken bulunca Allah yarattı dememiş anneannem vermiş oklavayı :) Kadın son Osmanlı illa dövecek birini 1.50 boyuyla. :) dedem yeter öldüreceksin deyince zor almış elinden. O günden sonra teyzem ne zaman yalan söylemeye kalksa kekeler. 
Dayağın faydası olsa gerek. :)

Mrl…


Bu güzel anı için canım arkadaşım Mrl’e kocaman öpücükler. 

1 Mart 2016 Salı

Evlilik Hikayeleri-2

Siz okurken sıkılıyor musunuz, siz de nasıl etkiler bırakıyor bilemiyorum ama ben her zaman evlilik hikayeleri dinlemeyi çok sevdim. Şimdi de görücü usulü evlilikler yazı dizim sayesinde bana gelen hikayelerin ilk okuyucu olmak, sonrasında ise sizinle paylaşmaktan büyük keyif alıyorum. Umarım sizde aynı etki hasıl oluyordur.

Yoon Seul bana annesinin evlilik hikayesini yorum olarak bırakınca o kadar hoşuma gitti ki, lütfen bana daha ayrıntılı bir mail at ve bunu yayınlayalım dedim. Beni kırmadı.

Hikayeden ne öğrendim;
büyük konuşmamalı imiş ve biz annesine benzemeyen kızların dram dolu bir hayatı varmış. ^^
****
Mevki: Çorum Osmancık.

Sene: seksenlerin ortaları.

Hani şu çiçekli entarilerin bir buket çiçekten daha kıymetli olduğu, çiçeğin dalındayken güzel olduğunun bilindiği zamanlar…

Validem boyuyla yaşıyla küçük, ama güzelliğiyle dillere destan bir ufaklık daha. Ha güzel olduğu kadar da küstah orası ayrı. 

İşte anacığım; ufacık boyu, küçük dağları ben yarattım tavırlarıyla, salına salına pınarın önünden geçerken rahmetli babaannişim yanında kendi gibi yaşını başını almış yengesiyle çevirmiş onu yolundan.

Lakabıyla seslenmiş; 
Şeker kızım şu bidonlara bi’ yardım ediver, bak büyüyüp serpilince seni oğluma alırım. 

Babiş tabii daha mektepli o zamanlar.  Bakın okuyorum, adam olacağım dercesine gözünde de kocaman çerçeveli bir gözlük. Gel de bunu şeker kıza anlat. Yardım etmek şöyle dursun, bir de çemkirmiş babannişime. 

Ben sizin kör oğlunuza mı kaldım, 
deyip yürümüş yoluna.  

Babam da daha çocuk ama o yıllarda çocuk olmak simdi çocuk sahibi olmaya denk gibi bir şey tabii. O garibimi de, hayvancılıkla uğrasan dedem (annemin babası) arada bir yolundan çevirir; oğlum su hayvanları çevir gel hele bak sana gızımı veririm böyüyünce, dermiş. 

Babamın kızda gözü yok ya hani (!) yardım maksadıyla her seferinde Murat amcasının dediğini yaparmış. 

Aradan seneler geçmiş, babam hem okumak hem de çalışmak için çok yer değiştirmiş. Validem deseniz iyice serpilmiş. Yani ikisi de evlenecek çağa gelmiş. 



Sene1990 …

Validem daha 19 yasında ve yeşil gözlere ve simsiyah saclara sahip. 

Babam da şöyle pek yakışıklı sayılmasa da uzun boylu  bıçkın bir delikanlı işte.

Amma ve lakin adam işsiz. Lise ikide müzik hariç tüm derslerinin sıfır olduğu bir tasdiknameyle bitirdiği okul hayatının sonucu olarak o işten, bu işe sürüklense de pek tutunamamış. 

Sonuç olarak evlenip büyük şehre giderek şansını deneme kararı almış. Gelin görün ki; işsize kız yok diye ilk kapıdan yine bekâr ayrılmış. 

Tabii benim mizahşör dedem durur mu? Hazır yanında başlık parası, üst baş iki dirhem bir çekirdek, böyle eli boş eve dönmek olmaz diye düşünerek aha, demiş;  şu eve girek bi de, altı dene gızları var, birinden birini verirler herhalde." 

Daha babasının sözü babamın kulağına ulaşmadan eve haber yollanmış. Hemencecik buyur edildikten sonra da iki genç birbirini yıllar sonra ilk defa kız isteme faslında görmüş. Annemin babası da  işsiz adama kız yok diyecek ama şeker kıza söz dinletebilen kim? Anneme diğer odada anası söz geçirmeye çalışırken annem; "yeter bıktım evin işinden verin beni gocaya evlenecem ben" deyip çıkmış. 

İki taraf o zamanın hatırı sayılır miktarda başlık parasına anlaşmış. Dedem ceketin kendi ceketi olduğunu bilmeden gelin kızın babasının ceketi sanarak bilmem kaç bin gayme başlık parasını kendi cebine koymuş.

Haliyle babamın babasının çıkmışken alak şu gelini hazır para da hazır sözündeki para ne kadar yaktıysa adamcağızın içini olduğu gibi geri dönmüş. Ha dedem tutmuş geri vermiş orası ayrı. 
Annemgil zaten avare hiç fark etmemişler durumu para ellerine yeniden ulaşana kadar. Böyle irili ufaklı bir sürü olay sonunda validem bir kırmızı yazmayla gelin olmuş. Tabi o zamanlar köylük yerde gelinlik hak getire. 

Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine… 

Sonuç olarak babam askere gitmeden hemen önce yaptığı düşükle birlikte annem dünyaya gözlerini kapamış. 
Devamı »

24 Şubat 2016 Çarşamba

Görücü Usulü Evlilik Hakkında Bilinmeyenler

Yazı Dizisi 4. Kısım

Görücü usulü evliliklerden bahsediyoruz ama belki de ilk başta bahsetmem gereken bir husus bugüne kaldı.

"Görücü usulünü kimler tercih eder?"

Görücü usulü denilince birçok kimsenin aklına bundan 50-60 yıl önce uygulanan usuller geliyor. 

Ve bu birçok kimseye göre görücü usulü demek;
Ailenin bulduğu bir kızla/erkekle yine onların mecbur tutmasıyla evlenmek, 
Kızı/oğlanı neredeyse düğün gününe kadar görmemek,  
Aile baskı kurduğu için seçilen bir evlenme yöntemi, 
Köylerde devam eden metropollerde ise cahil kesimin tercih ettiği küçümsenen bir evlenme şeklidir.
Küçümsenen diyorum ama keşke şu anda yeterli gelecek doğru kelimeyi bulabilseydim. Siz boşluklarımı doldurup eksiklerimi tamamlayın lütfen. Ama benimde şurada anlattığım gibi günümüzde görücü usulü evliliklerin zannedilenlerle uzaktan yakından bir alakası yok.

Görücü usulü evlilik dini tercih olarak flört etmeyen, bunun yanı sıra ailelerde küfüv arayan gençlerin yine dini hassasiyetleri yüzünden tercih ettiği bir evlilik şeklidir. Böyle olduğu halde hala bazı kesimlerce bu dini tercih yani görücü ile evlenme usulü küçümseniyor ve çağdışı olduğu iddia ediliyor. Bu usulü küçümseyen kesimin modern ve “çağ-daş” algısı benim yaşayışım ve hatta giyinişim ile de ters düştüğü için ne dedikleri ile hiç ilgilenmiyorum. O yüzden onlara göre çağdışı olan bu evlilik yöntemini, çağlar önce 610 yılında tebliğ olunmaya başlayan ama değişikliğe uğramadan tüm zamanlara hitap eden dinimin bir vecibesi olarak görüyorum. 



Hatta bazıları da var ki, görücü usulü evlilik yaptığı söylemekten utanıyor, hatta evlendikten sonra bunu söylememek adına kendince bir tanışma hikâyesi peyda ediyor. Böyle birçok kimseye de rastladım. Onları bunu yapmaya itenin yukarıda bahsettiğim kişilerin sizden illa bir flört mazisi bekliyor olması. Eğer omurgalı bir duruşunuz yoksa dini seçiminizden utanır hale gelip böyle senaryolar üretmeniz kaçınılmaz hale gelebiliyor. 

Kaldı ki; çok değil yakın tarihimizde de tesettür çağ dışı görülüp tesettürlü kadınlar toplum tarafından dışlanmış, insanlar dinini yaşamaktan utanır hale gelmişti. Dini sorumluluklarımızın aşağılanıp hor görülmesi çok sık karşımıza çıkan bir durum olduğu için görücü usulü hakkında da böyle düşünceler içinde olunmasına şaşırmıyorum. Burada bize düşen bilinçli Müslümanlar olmak.
Kaldı ki; tüm dünyada kör randevu adı ile yayılmaya başlayan görücü usulü evlilik çok yakın zamanda “moda” haline de gelecek. 
Neden mi? 
Çünkü geldiğimiz şu zamanda insanlar birbirine güvenini tamamen kaybetti ve iş, evlilik kurumuna gelince görücü usulünün esasını oluşturan aile garantisi gibi bir dayanak elzem bir hale geldi.

Köylerde kasabalarda hala aile zoruyla ve örfi bir mecburiyet olarak yürütülen görücü usulü de devam etmekte olabilir. Ama bir üst tabakada artık böyle bir şeyin söz konusu olmadığı apaçık ortadadır. Dinimizde de kızın rızası esas olduğu ve kız evet demeden dini nikâh gerçekleşemeyeceği için bu tür zorla yapılan evliliklerin de dinimiz ile asla bağdaştırılmaması gerekir. 

Son olarak demek istediğim şu ki; özellikle doğuda ve dahi köylerde uygulanan "zorla evlendirme" ile dinimizin koyduğu usullerle yapılan "görücü usulü" evliliğin sadece isimleri aynı olup keyfiyetleri tamamen farklı olduğu unutulmamalı, iki usulün sınırları keskin çizgilerle çizilmeli ve bu iki farklı uygulamayı karıştırarak görücü usulü evlilik tü kaka yapılmaktan vazgeçilmelidir.

Yazı dizisinin 
1. kısmı için buraya;
2. kısmı için buraya;
3. kısmı için buraya bakabilirsiniz.