Yoksa kendinizi kaderin ellerine teslim mi edersiniz? :)
Mesela burnunuz aksa; “ay ben grip olacağım galiba,” diye alternatif tıp başta olmak üzere tüm ilaçlara başvurur musunuz, yoksa grip olacaksam da kader kısmet, hayırlısı böyleymiş, gibi bir teslimiyet göstererek sakinliğinizi korur musunuz?
Ben de acayip bir teslimiyetçilik vardır. Çay ısmarladığım bir yerde kahve gelse bunda da vardır bir hayır, aman ben kahveyi de severim zaten deyip kısmetime razı olurum. O kadar önemsemem. Utandığım için ya da değiştirin diye söylemeye çekindiğim için değil. Çok rahat bir insanımdır, hatta bazen fazla rahat. Bu sadece bir örnek ama her şeyde ve şerde olumlu bir taraf görüp kabullenirim. Amaaan, derim.
Hastalıklar mevzu olduğunda da böyleyim. Özellikle yoğun ve stresli olduğum zamanlarda kendimi asla dinlemem, yorgunluk nedir, bilmem.
Geçen hafta sol kol altımdan sırtıma kadar olan bir kuşak içinde döküntüler çıktı. Ürtikerim var zaten, -halk arasında kurdeşen olarak bilinir- herhâlde stresten ürtiker oldum dedim üzerinde durmadım. Aradan birkaç gün geçti, sol göğsüme bıçak saplanıyor, ya da elektrik akımı veriliyor gibi ağrılarım oldu, herhalde göğüs kanseri oldum falan diye düşünüp nasip böyleymiş diye bir kabulleniş içine girdim. :)
Sonra sırtımda da aynı ağrılar oluşmaya başladı bir yandan kaşıntım da vardı ama ürtiker kaşıntısına benzemiyordu. Hatta beni bir böcek yedi ve zehirledi mi acaba diye bile düşündüm.
Kaç gün geçti, o döküntüler ne zaman çıktı, ağrılar ne zaman başladı hiç hatırlamıyorum, çünkü kendimle ilgilenmiyordum. Genel olarak kendime olan ilgisizliğim had safhadadır ama o kadar çok düşünecek şeyim vardı ki, kendim bu düşünülecek şey sıralaması içinde değildim.
En sonunda anneme gösterdim, doktora git, dedi.
Çok doluyum gidemem demiştim ama ertesi gün dersim iptal edilince doktora gittim, öleceksem hiç değilse bunu bileyim istedim. :)
Doktor zona teşhisi koydu. Böyle bir sonuç beklemiyordum. Bu hastalığın bilinen nedeni yoğun stres ve üzüntüymüş. Böyle durumlarda bağışıklık sistemi savunmasız kalıyor, bu virüs ortaya çıkıyor ve vücutta döküntüler, şiddetli sinir ağrıları ortaya çıkıyormuş.
Neye bu kadar üzüldün, ne stresin var, diye sordu, doktor.
Hayırlısı buymuş, dedim, tabi içimden. Çünkü hangi şeye daha çok üzüldüm, hangisi beni bu hale getirdi bilmiyordum.
Zaten mahalleli teyze de dedi ki; bu yaşta zona çıkaracak kadar ne derdin var senin, yediğin önünde yemediğin arkanda...
Neyse benim hayat düsturum da bu işte: Hayırlısı...
Peki sizinki?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder