Sınıfta kompozisyonu ilk okuyan, Nabrut okusun önce diye ısrar edilen biriydim.
Hatta yıllar sonra ortaokuldan bir arkadaşımı gördüğümde, yazdığım bir yazıdan kısımlar anlatıp beni o yazıyla hatırladığını, ne çok güldüğünü söylemişti. Sınıfı güldürecek bir şeyler yazmayı severdim, gülme seslerinden dolayı çoğu defa yazımı okumayı kesmek zorunda kaldığımı hatırlıyorum.
Hocalarım her zaman yarışmalara yazı göndermem gerektiğini söyleyip beni teşvik etmeye çalıştılar. Ama hiç bir zaman yazdıklarımı bir yarışmaya katılmaya, insan içine çıkmaya değer görmedim. Ben insanları eğlendirmek için yazıyor, bu sırada kendim de çok eğleniyordum.
Sonrasında tüm öğrenim telaşemi atlatıp evime döndüğümde bir blog furyası başlamıştı. Moda blogları, makyaj blogları, yemek blogları, dizi film blogları, ne aldığını gösteren bloglar (!) ve kişisel bloglar.
Blog açmaya nasıl karar verdim tam olarak hatırlayamıyorum bile. O zaman da şimdiki gibi en az okunanlar kişisel bloglardı. Bende kişisel bir blog açacaktım ama ne yazsam okunurdu, bir ajandaya denemeler yazmak ile blog yazmak aynı şey miydi, bilmiyordum.
Özellikle çok düzenli yazmaya çalıştığım son iki yılda benim için çok ciddi rakamlara ulaşan bir okur kitlesine sahip oldum. Hayal bile edemezdim, kendimi hala okunmaya değer bulmuyorum, eğitimlerime rağmen yeterli bir edebi arka planım olduğunu da zannetmiyorum. Herhalde kıymet verip beni okuyan insanlar da benim gibi kendine kıymet ve değer vermeyi unutan güzel insanlardan oluşuyor ve bu bizim en büyük ortak noktamız.
Blogger olmamın 6. yıl dönümündeyim.
Bu süre zarfında beni yazmaktan, blog tutmaktan soğutan şeyler oldu mu?
Evet, ufak tefek şeyler.
Mesela mütemadiyen Le min Ho'ya koca burunlu dediğim için ölüm tehdidi alıyorum.
Kim Hyung Joon'a estetikli dediğim için kafayı bulmuş olmakla suçlanıyorum.
Evde kalmış kız yazılarım ciddiye alınıp teselli etmeye kalkanlar da oluyor kimi zaman.
Üzülme, en ummadığın anda kısmetin ayağına gelir gibi eminim çok halisane niyetle yazılmış ama benim çok güldüğüm yorumlar alıyorum.
Yine yazdığım Hacıfışfış Masalları'ndaki esprilerim ciddiye alınıp zengin kızı olmakla suçlanıyorum.
Zengin kızı olmak suç sanki :P :S
Bir yazım vardı ya hani, erkekleri alışverişe sürüklemeyin, yazıktır diye. Bu yazıma;
sevgilim ya da kocam olmadığı için sevgilisi ya da kocasıyla alışverişe çıkanları kıskandığımı iddia eden bir yorum almıştım mesela.
Sevgilim olmadığına nasıl emin olabiliyor acaba diye epey düşünmüş, beni, sevgilim olmadığını bilecek kadar iyi takip ediyor ama bana bu yorumu reva görecek kadar da bana haset ediyor diye bir sonuca varmıştım.
Mesleğim hakkında bilgi vermediğim için kendini beğenmiş ukala bir pislik olduğumu söyleyenler de oldu.
Eğitimimden utandığım için –sanırım bunu biraz da beni gaza getirmek için, hayır bak ben ne üniversiteler okudum ne masterlar yaptım diye bir çıkış yapmamı bekleyerek- gizlediğimi söyleyenlerin yorumlarını okurken kendime, bu insanlarla neden muhatap oluyorum ki, kapat blogunu dediğim anlar yaşadım.
Anlar diyorum çünkü adsız olarak, kayıp bir şahsiyetle insanlara sallayan kişileri ciddiye almamayı öğrendim.
Tüm bunlar bir yana;bu süre zarfında sizlerden sayısız, şahane iltifatlar aldım. İltifatlara ömrümce bağışıklık kazanamayacağım sanırım. Çünkü her seferinde mahcup oluyorum, hatta bazen yüzüm bile kızarıyor.
Bu süre zarfında beni yazmaktan, blog tutmaktan soğutan şeyler oldu mu?
Evet, ufak tefek şeyler.
Mesela mütemadiyen Le min Ho'ya koca burunlu dediğim için ölüm tehdidi alıyorum.
Kim Hyung Joon'a estetikli dediğim için kafayı bulmuş olmakla suçlanıyorum.
Evde kalmış kız yazılarım ciddiye alınıp teselli etmeye kalkanlar da oluyor kimi zaman.
Üzülme, en ummadığın anda kısmetin ayağına gelir gibi eminim çok halisane niyetle yazılmış ama benim çok güldüğüm yorumlar alıyorum.
Yine yazdığım Hacıfışfış Masalları'ndaki esprilerim ciddiye alınıp zengin kızı olmakla suçlanıyorum.
Zengin kızı olmak suç sanki :P :S
Bir yazım vardı ya hani, erkekleri alışverişe sürüklemeyin, yazıktır diye. Bu yazıma;
sevgilim ya da kocam olmadığı için sevgilisi ya da kocasıyla alışverişe çıkanları kıskandığımı iddia eden bir yorum almıştım mesela.
Sevgilim olmadığına nasıl emin olabiliyor acaba diye epey düşünmüş, beni, sevgilim olmadığını bilecek kadar iyi takip ediyor ama bana bu yorumu reva görecek kadar da bana haset ediyor diye bir sonuca varmıştım.
Mesleğim hakkında bilgi vermediğim için kendini beğenmiş ukala bir pislik olduğumu söyleyenler de oldu.
Eğitimimden utandığım için –sanırım bunu biraz da beni gaza getirmek için, hayır bak ben ne üniversiteler okudum ne masterlar yaptım diye bir çıkış yapmamı bekleyerek- gizlediğimi söyleyenlerin yorumlarını okurken kendime, bu insanlarla neden muhatap oluyorum ki, kapat blogunu dediğim anlar yaşadım.
Anlar diyorum çünkü adsız olarak, kayıp bir şahsiyetle insanlara sallayan kişileri ciddiye almamayı öğrendim.
Tüm bunlar bir yana;bu süre zarfında sizlerden sayısız, şahane iltifatlar aldım. İltifatlara ömrümce bağışıklık kazanamayacağım sanırım. Çünkü her seferinde mahcup oluyorum, hatta bazen yüzüm bile kızarıyor.
Çok teşekkür ederim.
Yorumlarınızla bana yazma iştiyakı ve heyecanı verdiniz.
Hani o güzel yorumlarınızda bana her gün bloguma girdiğinizi, yeni yazıp yazmadığımı kontrol ettiğinizi söylüyorsunuz ya; benimde her sabah ilk işim; yeni yazı yazmış olayım ya da olmayayım, cevaplayabilecek zamanım olsun ya da olmasın, acaba yorum geldi mi, ne yazdılar, yazıma nasıl bir tepki verdiler diye bloguma bakmak oluyor.
Çok teşekkür ederim.
Bu geçen süre zarfında yazdıkça kendimi buldum, yazdıkça daha çok yazmak istedim ve kendime ait bir tarz oluşturdum. Hepsi sizin sayenizde oldu.
Çok teşekkür ederim.
Blogum sayesinde kendime benzeyen, aynı şeyi düşündüğüm bir çok şahane insanla tanıştım. Bazen görüş açımı değiştiren hatta benim yazdığım yazıdan çok daha değerli yorumlarınızla bana bir çok şey kattınız.
Teşekkür ederim.
Bir dergi ya da gazeteden iyi bir teklif alana kadar siz yorum bırakmaya devam ettikçe ben de yazmaya devam edeceğim.
O zaman 6. yıl dönümüm kutlu olsun. Kutlamalar başlasın! ^_^
Bana ulaşabileceğiniz diğer sosyal medya hesaplarım
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder